İstanbul, yüksek teknolojili üretime yönelik teşviklerden mahrum bırakılmamalı

Güncel


İstanbul Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Bahçıvan, sanayi sektörünün, ihracatın yaklaşık yarısını gerçekleştiren İstanbul’u giderek terk ettiğine dikkat çekerek “Bunun nedeni, bir ağ gibi İstanbul’u kuşatan plansız konutlaşma ve etraflarında oluşan farklı ticari yatırımların sanayi alanlarının yerine inşa edilmesi. Sanayi sektörünün negatif çevresel etkisinin dile getirildiği kadar konutlaşmanın getirdiği etkiler tartışılmıyor. Üretmeden ya da başkasının ürettiğini tüketerek kalkınmamız mümkün değil. Acilen İstanbul’da yeni sanayi alanları üretmeli, birikimli, nitelikli ve deneyimli sanayicilerimizin şehri terk etmelerine izin vermemeliyiz” dedi.

Bahçıvan: “İstanbul’un yüksek teknoloji yatırımlarına yönelik teşviklerinden mahrum bırakılması büyük bir potansiyeli heba edebilir. Yetişmiş insan gücü altyapısını şu an İstanbul dışındaki büyük şehirlere çekmek, büyük maliyetlere katlansanız bile mümkün değil. Hedeflerimize doğru yol almak için gerçekçi olmak zorundayız. Yeni nesil teknolojiler, dijitalleşme, yeşil ve sürdürülebilir üretim alanlarındaki yeni yatırımlar için İstanbul’un teşvik kapsamından çıkarılmaması, hatta daha fazla desteklenmesi büyük bir önem taşıyor.”

İstanbul Sanayi Odası (İSO) Meclisi’nin ocak ayı olağan toplantısı, “Ekonomimizin ve İhracatımızın Kalbi İstanbul’da Sanayimizin Üretim ve Rekabet Gücünü Artırmaya Yönelik Yeni Strateji ve Gelişim Önerileri” ana gündemi ile video konferans yöntemi üzerinden gerçekleştirildi. İSO Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Bahçıvan’ın ev sahipliğinde ve açılış konuşması eşliğinde düzenlenen toplantıya, Sanayi ve Teknoloji Bakan Yardımcısı Hasan Büyükdede konuk olarak katılarak gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. 

İSO Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Bahçıvan, konuşmasında çağlar boyunca ticaret ve üretim şehri olan İstanbul’un bugün de kendine has sosyoekonomik yapısıyla ülkemizin sanayi, ticaret, iş, yatırım, finans ve turizm başkenti olmayı sürdürdüğüne dikkat çekti. İstanbul’un Türkiye gayrisafi yurtiçi hasılasının yüzde 30’unu ürettiğini, sahip olduğu liman ve lojistik kapasitesiyle ihracatın yaklaşık yarısını gerçekleştirdiğini ve geçen yıl 100 milyar doları aşan bir ihracat performansına imza attığını hatırlatan Bahçıvan, buna karşılık sanayi sektörünün giderek kenti terk ettiğinin altını çizdi. Bahçıvan, “Dünyanın birçok ülkesinden fazla olan genç nüfusu, hızla büyüyen iç pazarı, yaratıcılık, yenilik ve girişimcilik alanlarındaki öncü ruhu, dinamik özel sektörüyle büyük bir ekonomik güç haline gelen şehrimiz, genç nüfusu sayesinde gelecek için de büyük bir potansiyeli barındırıyor. Tüm bu olguları sıraladıktan sonra İstanbul sanayisinin daha ayrıntılı bir röntgenini çektiğimizde ise karşımıza iki gerçek çıkıyor: Birincisi İstanbul, sanayi kaynaklı ekonomik getirisini kaybediyor. 2004’ten 2020’ye 16 yıllık süre zarfında, sanayi sektörünün İstanbul gayri safi hasılası içindeki payında yaklaşık yüzde 4’lük bir azalma söz konusu. Bir diğer gerçek ise, ülkemizde sanayi gayrisafi hasılasının neredeyse dörtte birini üreten İstanbul’da, sanayi alanlarının il toplam alanının yüzde 1,6 gibi küçük bölümünü oluşturduğunu görüyoruz. Bu tespitlerin akabinde teşhis için şu soruyu sormamız gerekiyor: Sanayi neden İstanbul’u terk ediyor? Elbette en basit tabiriyle bir ağ gibi İstanbul’u kuşatan plansız konutlaşma ve bunun etrafında oluşan farklı ticari yatırımların sanayi alanlarının yerine inşa ediliyor olması, bu sorunun en özlü yanıtıdır” diye konuştu. 

 

Konutlaşmanın getirdiği çevresel etkiler tartışılmıyor

Söylemlerde genellikle sanayi sektörünün negatif çevresel etkisinin dile getirildiğini vurgulayan Bahçıvan “Fakat konutlaşmanın getirdiği çevresel etkilerin bu seviyede tartışılmadığı da bir gerçek. Hiç unutmamalıyız ki, üretmeden ya da başkasının ürettiğini tüketerek kalkınmamız mümkün değil. Dolayısıyla acilen İstanbul’da yeni sanayi alanları üretmeli, birikimli, nitelikli ve deneyimli sanayicilerimizin şehri terk etmelerine izin vermemeliyiz” diye konuştu. 

İstanbul, Türkiye ve dünya için bugün yadsınamaz gerçeğin; iklim değişikliği ve etkileri olduğunun altını çizen Bahçıvan, “İstanbul İklim Eylem Planı” kapsamında 2050’de karbon nötr bir İstanbul hedeflendiğini, 2030 yılına kadar da yaklaşık yüzde 50’lik mutlak bir azaltım sağlanması gerektiğini dile getirdi. Bahçıvan, geçen sene yaşanan müsilaj sorunu gibi afetlerin alt alta sıralandığında varılan noktanın, iklim değişikliğiyle mücadelenin üst bir politika alanı olarak tüm politikalara sirayet etmesi olduğunu söyledi. 

 

İstanbul teşviklerden yararlanamaz durumda

Konuşmasında İstanbul sanayisinin geleceği için çok önemli olan teşvikler konusuna özellikle dikkat çeken Bahçıvan, sözlerini şöyle sürdürdü:


Hibya Haber Ajansı tarafından servis edilen bu haberler Gazete Haberi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Gazete Haberi değil haberi geçen ajanstır.