Öztrak: “Merkez Bankası kasası kasa olalı böyle açık görmedi”

Güncel


CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Faik Öztrak, gündeme dair açıklamalarda bulundu. Öztrak, konuşmasında şu ifadelere yer verdi:

“CHP Sözcüsü Öztrak, Merkez Bankası’nın döviz kasasındaki açığın 57 milyar dolara ulaştığını ve bunun tüm zamanların en büyük açığı olduğunu belirterek, “Kasaya fare düşse kafasını yaracak… Ne 1994 krizinde, ne 2001 krizinde, ne 2008-2009 yıllarındaki krizlerde, Merkez Bankası kasası kasa olalı, böyle bir açık görmedi” diye konuştu.

Merkez Bankası’nın net döviz pozisyonunun reeskont kredilerinden gelen 2,1 milyar dolara rağmen geçtiğimiz Aralık ayında 17,7 milyar dolar gerilediğini ifade eden Öztrak, bunun 3,3 milyar dolarlık kısmının BOTAŞ’a yapılan döviz satışlarından, 7,3 milyar dolarlık kısmının da açık ihalelerle yapılan döviz satışlarından kaynaklandığını söyledi.
Hesap netleştirildiğinde, Merkez Bankası’nın 9,1 milyar dolarlık bir dövizinin nereye gittiğinin belli olmadığına dikkat çeken Öztrak, “Bu 9,1 milyar dolar, Merkez Bankası’nın arka kapısından, tarihimizin en acımasız servet transferini gerçekleştirmek için satılan ve nereye, kime kaçtan satıldığı da belli olmayan rezerv miktarıdır. Daha önce ‘128 milyar dolar nerede?’ diye soruyorduk. Anlaşılan şimdi ‘128+9 milyar dolar nerede?’ diye bu soruyu güncellemek zorunda kalacağız” dedi.  
 

Erdoğan Şahsım Hükümeti’nin Merkez Bankası’nı açıkça yağmaladığını kaydeden Öztrak, “Bu yağmaladığı her sentte, tüyü bitmedik yetimin hakkı var. Kasa artık 70 sente muhtaç… Teşbih falan yapmıyorum bu yalın bir gerçek” değerlendirmesinde bulundu.
Geçen yılın Ocak-Kasım döneminde, ülkeye 19,7 milyar dolar kaynağı belirsiz para girişi olduğunu belirten Öztrak, “Bu tarihimizde bir yılın ilk 11 ayda gerçekleşen en yüksek kaynağı belirsiz para girişi… Bunun esbabı mucibesi nedir? Bu paralar kimin? Uyuşturucu baronlarının mı? Suç örgütlerinin mi? Yoksa ihalelerde paylaşılan rüşvet paraları mı? Varlık Barışını bunun için mi uzatıp duruyorsunuz?” diye sordu. 
 

Bir yanda Erdoğan Şahsım Hükümetinin, sebep olduğu ekonomik buhran, diğer yanda yine bu yönetimin ortaya çıkarttığı adaletsizlik, kuralsızlık ve kurumların çöküşü, güzelim ülkemizi nefessiz bıraktı. Erdoğan Şahsım Hükümetinin yönettiği ülkemde, çocuk olmak zor, kadın olmak zor, genç olmak zor, sanatçı olmak zor, öğrenci olmak zor, ana, baba olmak çok zor. Bu ülkede güzel olan, değerli olan, maddi ve manevi her zenginliğimizi, talan edilecek bir ganimet olarak gören, çarpık bir zihniyet iş başında… Bu zihniyet, milletimizin gülümsemesini, umudunu, hayallerini bile çaldı. Milletimiz, “Öz yurdunda garip, öz vatanında parya” haline geldi.
 

SARAY GENÇLERİ UMUTSUZ BIRAKTI

Evlatlarımız, bu ucube rejimin çaldığı hayallerini, başka ülkelerde, başka diyarlarda gerçekleştirmek için, yollara düştü. Evlatlarına umut veremeyen bir ülke, geleceğine de umutla bakamaz. Bunu en iyi bizim milletimiz bilir. Cumhuriyetimizin mayasında gençliğe sonsuz bir güven ve onlara verilen büyük değer vardır. Ulu Önderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk, Cumhuriyet gençlerinin, “İnsanlık meziyetinin, vatan sevgisinin ve fikir özgürlüğünün en değerli simgesi” olmasını arzulamıştır. Kurduğu cumhuriyeti de, gençlere emanet etmiştir. Ama Saray yönetimi, gençlerimizi kindar nesil olarak formatlamakla uğraşırken, onları umutsuz ve çaresiz bırakmıştır. Büyük edebiyatçımız Ahmet Hamdi Tanpınar bile; “Türkiye evlatlarına, kendisinden başka bir şeyle, meşgul olma imkânını vermiyor” derken, herhalde 12-13 yaşındaki çocuklarımızı kast etmemişti. Artık bu ülkede ilkokul-ortaokul öğrencilerimiz, ders arasında oyun oynamak yerine, “Ne olacak bu ülkenin hali” “Ne olacak dolar kuru” diye dertleniyor hale geldi. Erdoğan Şahsım Yönetiminin elinde; çocuklarımız, ateş pahası olan sınava hazırlık kitaplarını alamayınca, “Ben 13 yaşında siyaset düşünüyorsam, bu ülkede hiçbir şey yok demektir” diye isyan ediyor.
 

ÜNİVERSİTELER SERİ HALDE DİPLOMALI İŞSİZ ÜRETİYOR

Gençlerimiz sınavlara girip üniversiteyi kazansa bir dert, kazanmasa başka bir dert… Analar, babalar yemiyor yediriyor. Giymiyor, giydiriyor. “Yeter ki evladım okusun” diyor. Ama hükümet, açtığı liseden bozma kasaba üniversitelerinde, yeterli eğitimi veremiyor. Ülkenin ihtiyaç duyduğu işgücünü yetiştiremiyor. Seri halde diplomalı işsiz üretiyor. Bin bir emekle okutulan evlatlarımız, iş bulamadığı için baba ocağına dönmek zorunda kalıyor. Taşı sıksa suyunu çıkaracak 5 milyon 700 bin gencimiz, ne okuyor, ne de çalışabiliyor. Anasının babasının eline bakıyor. Üyesi olduğumuz Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Teşkilatı içerisinde, Kolombiya’dan sonra, ev genci oranının en yüksek olduğu ülke Türkiye. 
 

BUNLAR SİZİN ESERİNİZ

Ama Erdoğan’ın Adalet Bakanı çıkıyor; “Hukuk fakültesi tabelası asılması, binayı hukuk fakültesi yapmaz” diye, tabela fakültelerini millete şikâyet ediyor. Sayın Bakan, siz kimi, kime şikâyet ediyorsunuz? Bu ülkeyi yıllardır, sizi o makama atayan Erdoğan yönetiyor. İçinde bilim olmayan fakülte binaları, içinde adalet olmayan sarayları kimin eseri? Sizlerin eseri! Üniversiteye gelen gençlerin, barınma ihtiyacını karşılamayan kim? Sizsiniz. 
 


Hibya Haber Ajansı tarafından servis edilen bu haberler Gazete Haberi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Gazete Haberi değil haberi geçen ajanstır.