Resmi Gazete: Dövize dayalı mevduat vergi kararnamesi

Güncel


Resmi Gazetede yayınlanan karara göre, şirketler, 4Ç21’den vergi beyannamesi son tarihine kadar en az 3 aylık lira vadeli mevduat açtıklarında döviz kazançları için kurumlar vergisi muafiyeti alacaklar. Buna göre;

 

·        6698 sayılı kanunla kurumlar vergisi kanununa eklenen geçici madde; Madeni para ve altın hesapları ile 1 Ocak tarihinden itibaren açılacak işlenmiş ve hurda altın hesaplarının bakiyelerinin Kurumlar Vergisi Kanununun bu geçici maddesi kapsamında olduğu belirtildi.

·        Döviz ve altın hesaplarını TL mevduat ve katılma hesaplarına çevrilmesinin desteklenmesi kapsamında kur/fiyattan TL’ye çeviren kurumlar vergisi mükellefleri, Kurumlar Vergisi Kanunu’nun geçici 14’üncü maddesinde öngörülen süre ve şekilde, bu muafiyetten yararlanabilecektir.

·        Bu kapsamda mükelleflerin dövizlerinin dördüncü geçici vergilendirme dönemi için dönem sonu değerlemesinden doğan kambiyo kazançları kurumlar vergisinden istisna edilecektir.

 

Döviz ve altın mevduat hesaplarını Türk lirası cinsinden vadeli mevduata çeviren şirketlere verilecek başta vergi istisnaları olmak üzere teşviklerle beraber bunun kurumsal talep tarafına da yansıması ve tabana yayılan bir görüntü çizmesi hedeflenmektedir. Bankacılık sektöründe toplam mevduatlar (TP+YP) Merkez Bankası verilerine göre 4 Şubat itibariyle 5 trilyon 371 milyar lira tutarında. Yılbaşında beri YP mevduat tarafında, kur korumalı ürün kapsamındaki çevrim etkisini izliyoruz. Bu dönüşümler, özellikle kurumsal hesapların da katılmasından sonra hız kazanmıştır, muhtemelen dönüşümler önümüzdeki dönemde de bir süre daha devam edecektir. Diğer taraftan, liraizasyon kapsamında atılan bu dönüşüm adımlarının aslında yerel para cinsinden hesapların getirisini döviz getirisine endekslemesi, özellikle döviz kurunun verilen faizden daha fazla artması durumunda asimetri yaratacaktır. Bu durumun de-dolarizasyon sürecinin tamamlanması açısından da etkilerini açıkçası sürdürülebilir görmüyoruz. %17 tavan faizi olan KKM’de 3 ay vadeye bağlanan dönemsel getiri %4,25 seviyesinde. Sadece Ocak ayında gördüğümüz dönemsel enflasyon ise %11,1 seviyesinde. Liranın sene başından beri dolar karşısındaki değer kaybı ise %1,2 seviyesinde, bu eğilim eğer ki dönem sonuna kadar değişmezse hesaplar enflasyonun bir hayli altında kalan bir getiri elde etmiş olacak.

 

Kur korumalı mevduat ürünü, 20 Aralık’tan sonra dövizde dengelenmeye yardımcı oldu ve belli oranda stabilite sağlandı. Bu durum, en azından önceden maruz kalınan fiyat şoklarının üzerine yenisinin eklenmemesi anlamında olumlu. Bu denge, KKM’ye dönüşüm etkisi sürdükçe bir süre daha devam edebilir ve kurda stabil bantlar izleyebiliriz. Ancak makroekonomik açıdan içsel, finansal açıdan dışsal riskler masada. Yüksek enflasyon ve negatif reel faiz ortamında Fed’in yapacağı faiz artışlarının özellikle lira tarafında değer kaybı beklentisini ağırlıklandırması, bireysel ve kurumsal tarafta da yeniden döviz talebini artırabilir. Mart ayındaki ilk 3 aylık vade dönümünde, çevrilen miktarların KKM’de kalması ve yeni çevrimlerin devam etmesi bu açıdan önemli. Eğer kurda, faiz oranlarını aşan bir hareketlilik süreklilik kazanırsa, maliye tarafına gelecek yükler KKM uygulamasının sürdürülmesi ve çıkış stratejisini de etkiler. Bu nedenle, işaret ettiğimiz faktörleri izlemeye devam edeceğiz.

 

KKM’ye uzun süreli bir finansal araç olarak bakmamak lazım, belli bir süre korunmaya yarayan bir finansal ürün. KKM, içinde bulunduğumuz şartlarda enflasyon beklentilerini para politikası kullanmadan yönetmeye yarayacak bir zaman kazanma aracı. Bu noktada, ekonomide sürdürülebilir büyüme sağlanmaya çalışılırken, kur dengede tutularak dezenflasyon süreci desteklenmeye çalışılacak. Döviz talebi, KKM’nin bedava opsiyon özelliği sayesinde sınırlandırılıyor ve geçici de olsa kurda bir dengelenme sağlanıyor, bu olumlu.. Ancak döviz talebine asıl neden olan faktörler ortadan kalkmazsa eğer, KKM uygulaması bittikten sonra yeniden benzer etkileri hissederiz. Enflasyonun düşmesine dair zorluklar eğer ki bu süreçte hallolmazsa, enflasyona yenilmeme gayesi bu düşük lira faizleri nedeniyle kurların artmasına ilişkin beklentileri artırabilir. Bu da uygulamanın sürdürülmesini zorlaştırır, kamu maliyesinin zorlanmasına neden olur. Hem Hazine ürünü, hem de TCMB ürünü üzerindeki yüklenim çerçevesinde de kamu açıkları ve emisyon üzerinden etkileri hesap etmek gerekir. Bu nedenle, kurun artması çok boyutlu bir risk olarak değerlendirilmeli.


Hibya Haber Ajansı tarafından servis edilen bu haberler Gazete Haberi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Gazete Haberi değil haberi geçen ajanstır.