Yeni Fırsatlar ve Eski Risklerle Dünya “Yeniden Açılış”a Hazırlanıyor

Ekonomi

Dünyanın önde gelen alacak sigortası şirketi Euler Hermes, her çeyrekte güncellenen Makroekonomik Görünüm Raporu’nu yayınlandı. Rapora göre dünya, Covid-19 krizinin etkilerinden yavaş yavaş sıyrılarak ekonomilerde yeni bir açılışa hazırlanırken, toparlanma çok yönlü olacak. 

Raporda 2021 ve 2022'de küresel büyümeyi yönlendirecek ve kısıtlayacak faktörler şu şekilde sıralanıyor:

Aşılama kampanyaları ekonomilerin yeniden açılışını şekillendirecek

Gelişmiş ekonomiler, bağışıklığı artırma kampanyalarında başarılı olsa da aşı olma konusunda yaşanan tereddütler ve ikinci nesil aşılar baş ağrıtan öncelikli konular olarak ağırlıklarını korumaya devam ediyor. Tüm engellere rağmen aşılama kampanyalarına devam etmek, ekonomilerin yeniden açılışının sürdürülebilir olması için çok önemli olacak. Asya'da ve gelişmekte olan ülkelerde yetersiz aşılama, büyüme oranlarında farklılaşmalara neden olabilecek. Yeni vakalardaki artışlar önceki dalgalardan daha ılımlı olsa da bu artışlarla başa çıkmak için hükümetler, muhtemelen geçici süreli karantina önlemlerine devam edecek.

ABD, büyüme yarışında açık ara başı çekecek

2021 yılında küresel GSYH’nin yüzde 5,5 büyümesi ve ABD’nin büyüme yarışında açık ara başı çekmesi bekleniyor. ABD, 2022 yılının ilk çeyreğinde kriz öncesi büyüme rakamlarını yakalayacak ve Covid-19 öncesi büyüme rakamlarını aşacak tek ülke ABD olacak. ABD’yle karşılaştırıldığında Avrupa’nın kriz öncesi büyüme rakamlarına ulaşması fazladan 1 yıl alacak. Avrupa’nın kriz öncesi büyüme trendine geri dönmesi ise fazladan 4 yıl alacak.

Küresel ticaret 2021'de güçlü bir şekilde toparlanmaya hazırlanıyor. Ancak darboğazlar kısa vadeli engeller yaratacak. Küresel ticaretin hacim olarak yüzde 7,7, nominal olarak da yüzde 15,9 büyümesi öngörülüyor. Bunda, olumlu baz etkileri, yılın ilk aylarında beklenenden daha güçlü bir ivme yakalanması ve Asya-Pasifik'ten güçlü ihracatın yanı sıra ABD, Avrupa ve Çin'deki güçlü ithalat beklentileri etkili olacak.

Sanayi, rotayı yeşile çevirecek

Daha temiz bir büyüme modeline geçiş, gerçek bir yeni sanayi politikasının tanımlanmasını gerektirecek. Bu politika kapsamında, yeni mali kaynaklar yaratılması, geçiş sürecinin teşvik edilmesi, yerli üreticilerin korunması ve altyapı yatırımları yapılması ihtiyacı olacak. 2021-2050 döneminde, net sıfır emisyon dönüşümünü sağlamak için yıllık enerji sektörü yatırımlarının küresel GSYH'nin yaklaşık yüzde 1'i kadar artması gerekiyor. 1,3 trilyon dolar ile yenilenebilir elektriğe yapılan yatırımın, şimdiye kadar fosil yakıt tedariğine harcanan en yüksek seviyeyi (2014 yılındaki 1,2 trilyon dolar seviyesi) aşması gerekecek.

Büyük altyapı projeleri, talebi desteklemenin yanı sıra, yenilikleri ve devlet desteklerini daha temiz enerji modellerine yönlendirerek ve dijitalleşmeyi teşvik ederek ülkeler arasında benzerlik gösteren yeni sanayi politikaları oluşmasını sağlayacak. Bu projeler, sadece çevreye duyarlılığın yüksek düzeyde sürmesini garanti altına almakla kalmayacak aynı zamanda vergi politikası açısından küresel düzeyde daha fazla koordinasyonla sonuçlanacak.

Tüketim, toparlanmaya öncülük edecek

Baskılanan tüketim, artan harcamalarla kendini göstermeye başladı. Ancak Avrupa’da 500 milyar euro ve ABD’de 1 trilyon dolar kadar elde tutulan tasarruf bulunuyor. Tüketim toparlanmaya öncülük edecek. Bastırılmış tüketimin, 2021'de ABD ve İngiltere'de GSYH'nin yüzde 3'ü ve çoğu Avrupa ülkesinde GSYH’nin yaklaşık yüzde 1,5’i kadar olacağını tahmin ediliyor. Ancak, ihtiyati nedenlerle biriktirme davranışları devam edecek ve bu da ileriye yönelik politika kararlarını zorlaştıran bir faktör olacak.

Maliyet enflasyonu 2021'in sonuna kadar beş yılın en yüksek seviyesinde

Hammadde, işçi ve nakliye kapasitesi gibi arz taraflı darboğazlar, maliyet enflasyonunu muhtemelen 2021'in sonuna kadar beş yılın en yüksek seviyesinde tutacak. Şirketlerin fiyatlama gücü özellikle de Avrupa’da sınırlı kalmaya devam ediyor. İstihdam açığı (Euro Bölgesi'nde 4 milyon iş ve ABD'de 7 milyondan fazla iş) ücretler üzerinde baskı yarattığı için hanehalkının satın alma gücü de baskı altında kalıyor. Ancak, paranın dolaşım hızı rekor düzeyde düşük olduğu için parasal enflasyon öngörülmüyor.  

Genişleyici maliye ve para politikaları arasındaki pazarlık devam edecek. 

Norveç, Yeni Zelanda ve Eylül 2022'ye kadar İngiltere gibi istisnalar hariç, merkez bankalarının 2023 yılından önce faiz oranlarında artışa gitmemeleri bekleniyor. 2020 yılında toplam küresel borç 24 trilyon dolardan fazla arttı. Bunun yarısı kamu borcu ve diğer yarısı da özel sektör borçları. Gelişmekte olan ülkeler, piyasa beklentilerindeki ani değişimlere karşı çok daha hassas. Bu da söz konusu ülkelerin para birimlerinin değerlerinde veya borçlarında ani değişimler olabileceği anlamına geliyor.

Avrupa için olası siyasi yol ayrımı ufukta görünüyor. 

Buna karşılık 2012 krizi 2022 yılında tekrar edilmeyecek. Euro Bölgesi'nde Yeni Nesil AB fonu ve AMB toparlanmayı destekleyecek ve finansal stresi önlemeye çalışacak. Ancak Almanya-Fransa seçimlerinin politika sürprizleri yaratma olasılığı bulunuyor. Ülkeler arası farklılıklar ve İtalya’nın durumu, takip edilmesi gerekenler olarak ortaya çıkıyor.

Kredi riskleri kontrol altında

İflas bulmacası devam ediyor. Şirket borçlarının yeni zirvelere yükselmesi ancak bilançolardaki nakdin de artması ve şirketlere 2022 yılında da likidite desteğinin devam edecek olması bu durumu tetikliyor. Avrupa’da finans dışı sektörlerdeki şirketlerin borçlarının sürdürülebilirliği için marjlarını ortalama yüzde 1,5 puan artırması gerekiyor.   

Politik riskler, bir tür ABD paternalizmi ve çok taraflılık taktiği ile devam ediyor

ABD, iklim değişikliği ve vergi politikalarına yönelik yeni bir küresel ve çok taraflı girişimler dalgası başlattı. Ancak, uluslararası katılımın canlanacağı bu girişimler, seçici olmayan bir “çok-taraflılık” anlamına gelmek zorunda değil. Zira, 2021 yılında ticari korumacı önlemler halihazırda uygulanıyor. Bu bakımdan en aktif ülke ABD ve net olarak en çok hedef alınan ülkeler de Çin ve Almanya. Asya-Pasifik bölgesi, serbest ticaret anlaşmalarının genişlemesi ve uygulanmasında biraz hızlanabilir ama Covid-19 kriziyle kötüleşen jeopolitik gerilimler bölgede hâlâ aktif.

Piyasalar risk almaya meyilli tutumlarını sürdürüyor 

Bununla birlikte içsel finansal istikrarsızlıklar, dikkat edilmesi gereken durumlar. Çoğu yatırım aracı, “büyük yeniden açılışın” önünden koşuyor ve politika desteği de beklenenden çok daha güçlü. Ancak, yukarı yönlü gidişat sınırlıyken artan dengesizlikler aşağı yönlü riskleri artırıyor.

Kaynak: (BHA) – Beyaz Haber Ajansı